Ali Özdemir - Merkez Medya

Afrika Boynuzunda yeni denge arayışı: Erdoğanın Etiyopya ziyareti ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, Etiyopya’nın denize erişim arayışı ile Somali hattındaki gerilimin kesiştiği kritik bir dönemde gerçekleşti. Kızıldeniz’den Sudan’a uzanan güvenlik dalgalanması içinde verilen mesajlar, Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda yalnız ekonomik değil stratejik bir denge kurucu rol üstlendiğini ortaya koydu.

18 Şub 2026 - 16:28 YAYINLANMA
Afrika Boynuzunda yeni denge arayışı: Erdoğanın Etiyopya ziyareti ne anlama geliyor?

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, takvimde sıradan bir diplomatik temas gibi görünse de, Afrika Boynuzu’nun son iki yıldır yaşadığı kırılgan sürecin tam ortasına denk geldi.

Kızıldeniz hattındaki güvenlik gerilimi, Somali ile Etiyopya arasında deniz erişimi üzerinden tırmanan kriz ve Sudan’daki iç savaşın yarattığı bölgesel dalgalanma düşünüldüğünde, bu ziyaret ikili ilişkilerden çok daha geniş anlamlar taşıyor.

Erdoğan’ın Etiyopya temasları aynı zamanda sembolik bir eşiğe de işaret ediyor. Ziyaret, Türkiye’nin Sahra Altı Afrika’daki ilk büyükelçiliğini 1926 yılında Addis Ababa’da açmasının 100’üncü yılına denk geliyor. Bu tarihi bağ, liderlerin ortak açıklamalarında özellikle vurgulandı. Erdoğan, Etiyopya’yı “kardeş ülke” olarak tanımlarken, iki ülke ilişkilerinin tarihsel ve stratejik bir zemine dayandığını da ifade etti.

Addis Ababa’daki sıcak karşılama ve imzalanan anlaşmalar, bu bağın sembolik olmaktan çıkıp somut iş birliğine dönüştüğünü gösterdi.

Ancak bu ziyaretin asıl ağırlığı, Afrika Boynuzu’nun içinden geçtiği jeopolitik dönemeçte yatıyor.

[Başkent Addis Ababa'da caddeler Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın fotoğrafları ile donatıldı. Fotoğraf: AA]

Bölgesel kriz hattı: Kızıldeniz, Sudan ve Somali gerilimi

Afrika Boynuzu bugün küresel ticaret yollarının, enerji güvenliğinin ve askeri rekabetin kesişim noktası olmuş durumda. Bab el-Mendeb Boğazı’ndan geçen ticaret trafiği, Yemen’deki çatışmalar ve Kızıldeniz’deki güvenlik riskleri nedeniyle zaten hassas bir zeminde ilerliyor. Sudan’daki iç savaş ise bölgesel güvenlik mimarisini daha da kırılgan hale getirdi.

Bu kırılganlığın tam ortasında Somali-Etiyopya hattında yükselen deniz erişimi gerilimi yer alıyor. Etiyopya’nın Somaliland ile imzaladığı liman mutabakatı, Mogadişu tarafından egemenlik ihlali olarak görüldü. Diplomatik kriz büyürken, Türkiye devreye girdi ve Ankara Deklarasyonu ile tansiyon düşürüldü.

[Türkiye arabuluculuğunda Somali ile Etiyopya arasında Ankara Anlaşması imzalanmıştı. Fotoğraf: AA]

Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, bu deklarasyonun kağıt üzerindeki bir metin olmaktan çıkıp sahada nasıl karşılık bulacağının test edildiği bir aşamada gerçekleşti. Ziyaret, Türkiye’nin bölgede hem kolaylaştırıcı rolünü hem de sürecin devamlılığını sağlayan aktör olduğunu gösterdi.

Deniz erişimi: Etiyopya’nın stratejik önceliği

Addis Ababa’daki ortak basın toplantısında Abiy Ahmed’in en net vurgusu denize erişim oldu. Etiyopya, 1993’te Eritre’nin bağımsızlığını kazanmasının ardından kıyı hattını kaybetti. Bugün dış ticaretinin yaklaşık yüzde 90’ını Cibuti Limanı üzerinden yürütüyor. Bu durum, Addis Ababa için ekonomik olduğu kadar stratejik bir bağımlılık anlamına geliyor.

[Etiyopya'nın Somaliland ile yaptığı anlaşma sonrası Somali ile gerilen ilişkiler Türkiye'nin arabuluculuğunda normale dönmüştü. ]

Abiy Ahmed’in “denize erişim bizim için varoluşsal bir meseledir” ifadesi, Etiyopya’nın neden alternatif arayışlara yöneldiğini açıklıyor. Bu arayış üç ana liman seçeneği üzerinden şekilleniyor:

Cibuti: Mevcut ana çıkış kapısı. Ancak yüksek maliyet ve tek koridora bağımlılık risk oluşturuyor.

Berbera (Somaliland): Alternatif bir deniz kapısı. Ancak bu seçenek Somali ile ciddi diplomatik krize yol açtı. Türkiye’nin arabuluculuğu bu noktada devreye girdi.

Assab (Eritre): Coğrafi olarak en kısa güzergâh. Ancak Eritre ile ilişkilerin kırılgan seyri ve bölgesel güvenlik riskleri bu hattı belirsiz kılıyor.

Erdoğan ile Abiy Ahmed arasındaki görüşmelerde bu başlığın ele alınması, Türkiye’nin bölgesel denge kurucu rolünü daha görünür hale getirdi. Ankara hem Somali’nin egemenlik hassasiyetini hem Etiyopya’nın stratejik ihtiyacını dikkate alan nadir aktörlerden biri konumunda.

Ekonomik diplomasi: Yatırım, enerji ve üretim hattı

Ziyaretin ekonomik boyutu da güçlü bir zemine oturuyor. Erdoğan, Etiyopya’da faaliyet gösteren 200’ü aşkın Türk firmasının 20 binden fazla kişiye istihdam sağladığını vurguladı. Türkiye, Etiyopya’da en büyük ikinci yabancı yatırımcı konumunda.

İmzalanan enerji iş birliği anlaşması, temasların önemli çıktılarından biri oldu. Bunun yanı sıra sanayi, tekstil, tarım işleme, altyapı ve savunma sanayi alanlarında ortak projelerin geliştirilmesi konusunda mutabakat sağlandı.

[Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed huzurunda iki ülke arasında anlaşmalar imzalandı. Fotoğraf: AA]

Etiyopya ekonomisi son yıllarda Tigray Savaşı, kuraklık ve borç baskısı nedeniyle zor bir dönemden geçiyor. IMF ile yürütülen yeniden yapılandırma süreci devam ederken, Addis Ababa üretim kapasitesini artırmaya ve ihracatını çeşitlendirmeye çalışıyor. Türk yatırımları bu noktada hem  ekonomik hem de stratejik bir destek anlamı taşıyor.

Abiy Ahmed’in Türkiye’ye verdiği önem, Addis Ababa’nın ekonomik çeşitlenme ve diplomatik denge arayışının bir parçası olarak okunmalı.

“Bölge dış müdahale alanı olmamalı”

Erdoğan’ın Addis Ababa’da verdiği en dikkat çekici mesajlardan biri Afrika Boynuzu’nun dış aktörlerin rekabet alanına dönüşmemesi gerektiği yönündeydi. Bölge son dönemde ABD, Çin, Körfez ülkeleri ve İsrail’in artan ilgisine sahne oluyor.

Erdoğan’ın özellikle Somaliland meselesi üzerinden yaptığı vurgu, Türkiye’nin bölgesel sahiplenme yaklaşımını net biçimde ortaya koydu: Sorunlar, bölge ülkeleri arasında diyalogla çözülmeli.

Bu yaklaşım, Türkiye’nin Afrika politikasında yeni bir aşamaya işaret ediyor. Ankara artık kriz yönetiminde aktif rol alan stratejik bir aktör konumunda.

Güvenlik mimarisi: Türkiye’nin artan rolü

Türkiye’nin Somali’de askeri eğitim üssü bulunuyor. Aynı zamanda Etiyopya ile savunma sanayi iş birliği yürütülüyor. Bu durum Ankara’yı Afrika Boynuzu’ndaki güvenlik mimarisinin önemli bir bileşeni haline getiriyor.

Sudan’daki iç savaşın yarattığı istikrarsızlık, Eritre’nin pozisyonundaki belirsizlik ve Kızıldeniz hattındaki güvenlik riskleri dikkate alındığında, Türkiye’nin hem Addis Ababa hem Mogadişu ile kurduğu dengeli ilişki daha da kritik hale geliyor.

Erdoğan’ın ziyareti, bu güvenlik mimarisinde Türkiye’nin yerini pekiştiren bir adım olarak değerlendiriliyor.

Yeni dönemin eşiğinde

Erdoğan’ın Addis Ababa ziyareti, yalnızca iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik ilişkileri güçlendiren bir temas olarak okunmuyor. Ziyaret aynı zamanda Afrika Boynuzu’nda yeniden şekillenen dengelerin merkezine oturan stratejik bir hamle olarak kayda geçti.

[Etiyopya'nın isyancı Tigray güçlerine karşı verdiği savaşta Türkiye'nin verdiği destek iki ülke arasında yeni bir sayfanın açılmasına yol açtı. Fotoğraf: AA]

Denize erişim meselesi, liman alternatifleri, Somali ile yürütülen diplomatik süreç ve enerji alanındaki yeni iş birliği başlıkları bir araya geldiğinde ortaya çıkan tablo net: Türkiye, Afrika Boynuzu’nda krizleri izleyen değil, denge kurmaya çalışan bir aktör konumunda.

Etiyopya ise denize açılma arayışında yalnız ekonomik değil, jeopolitik bir pozisyon arıyor. Bu arayışın nasıl şekilleneceği, Somali ile kurulacak dengeye, Eritre ile ilişkilerin seyrine ve Kızıldeniz hattındaki güvenlik ortamına bağlı olacak.

Addis Ababa’daki temaslar bu sürecin yalnız başlangıcı olabilir. Ancak şimdiden görünen şu: Afrika Boynuzu’nda yeni denge diplomasi, ekonomi ve güvenlik üçgeninde kurulacak.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: