Ali Özdemir - Merkez Medya

Bakan Çiftçi: APP plaka, kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, APP plaka kullanan vatandaşlara tanınan sürenin sona erdiğini belirterek, bu plakaları kullanan sürücülere plakalarını değiştirme çağrısında bulundu. APP plakaların iyi niyetli bir kullanım olmadığına vurgu yapan Çiftçi, bunun kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus olduğunu söyledi.

01 Nis 2026 - 19:01 YAYINLANMA
Bakan Çiftçi: APP plaka, kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, TRT Haber Özel Yayını'nda gündemi değerlendiriyor, soruları yanıtladı.

İçişleri Bakanı Çiftçi'nin açıklamalarından öne çıkan başlıklar:

Öncelikle dünkü milli takımımızın başarısından dolayı, bize böyle bir milli gurur yaşattıklarından dolayı milli takımımıza teşekkür ediyorum. 24 yıl sonra inşallah tekrar dünya kupalarında yeniden mücadele edebileceğiz.

Bu girizgâhtan sonra terörsüz Türkiye ile ilgili konudan devam edelim. Terörsüz Türkiye hedefi; Muhterem Cumhurbaşkanımızın güçlü liderliği ve dirayetiyle, Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Sayın Dr. Devlet Bahçeli'nin de güçlü desteğiyle şekillenen bir Cumhur İttifakı iradesidir. Zaman içerisinde bu irade, milletimizin beklentileriyle de örtüşmüş, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde de bir karşılık bulmuş ve nihayetinde TBMM'de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu da bu konuda Sayın Meclis Başkanımızın başkanlığında güzel bir çalışma yürütmüştür. Bu irade nihayetinde devletimizin bir politikası haline dönüşmüştür; artık bugün bir devlet politikası haline geliyor.

Bu süreçte işin meclis boyutu vardı, meclis boyutunu Meclis Başkanımız ve komisyon yürüttüler. Yürütme kısmında Sayın Cumhurbaşkanımızın başkanlığında; Dışişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız, MİT Başkanımız güzel bir süreç yürüttüler, güzel başarılı çalışmalara imza attılar. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu çalışmalara güçlü bir şekilde destek veriyoruz.

Ben bugüne kadar yürütülen başarılı çalışmalardan dolayı hem Türkiye Büyük Millet Meclisi’mize, hem Sayın Cumhurbaşkanımıza, hem de bakanlıklarımıza, MİT Başkanımıza bu noktada teşekkür ediyorum; gerçekten önemli bir süreç yürütüyorlar. Biz de İçişleri Bakanlığı olarak bu süreci destekliyoruz, bununla ilgili biz de çalışmalar yürütüyoruz. En azından kendi sınırlarımız içerisinde, milli sınırlarımız içerisinde de sürecin sabote edilmemesi, akamete uğramaması noktasında yine terörle ilgili çalışmalara, operasyonlarımıza devam ediyoruz.

Çünkü sürecin akamete uğramaması lazım, başarısız olmaması lazım. Bu sefer bunu sonuca ulaştırmamız gerekiyor. Bu noktada da ülkemiz hakikaten yıllardır terörle mücadele konusunda başarılı çalışmalar yürütmüş, bu konuda başarısını da ispatlamış bir ülke. Örnek verecek olursak; mesela PKK terör örgütüyle 40 yıldır bir mücadele yürüttük. Zaten terörsüz Türkiye, terörsüz bölge sürecinin en önemli adımlarından birisi de PKK ile ilgili süreci tamamlamak, örgütü tasfiye etmek, bu beladan bu prangadan ülkemizi kurtarmak.

Bu mücadele yürütülürken ülkemiz terörle mücadele konusunda başarılı işlere imza attı, bugün iyi bir noktadayız. Yalnız sadece PKK ile mücadelede değil; aynı zamanda FETÖ ile mücadele de, dini istismar eden gruplarla, mesela DEAŞ'ı bunların içerisinde sayabiliriz, mücadele bunun bir parçası. Yine sol marjinal gruplar da terörle mücadelenin kapsamındaydı. Dolayısıyla hem PKK'yla mücadelede, FETÖ ile mücadelede, DEAŞ'la mücadelede ülkemiz değer mücadelede de kıymetli bir tecrübeye sahip. İnşallah bu tecrübeyle beraber bu süreci güzel bir şekilde yönetip bunu da başarıya ulaştırmak istiyoruz.

Mesela örnek verecek olursak sadece bu yıl için söylüyorum. Yılbaşından bugüne kadar PKK ile mücadele konusunda bizim İçişleri Bakanlığı olarak 390 tane operasyonumuz oldu.

Mesela yine bu geçtiğimiz günlerde Nevruz kutlamaları oldu biliyorsunuz. Usuletle suhuletle bir dönem geçirdik. Kutlamalar gerçekleşti. Süreci sabote etmek isteyenler oldu. Onlara yönelik olarak birtakım operasyonlarımız da oldu. Hamdolsun süreç yine başarılı bir şekilde sona erdi. Nevruz kutlamaları da sorunsuz bir şekilde tamamlandı. Mesela bu dönemde 433 bin vatandaşımız Nevruz kutlamalarına katılmış. Bu seneki Nevruz kutlamalarından bahsediyorum. İçlerinden sadece 277 kişi gözaltına alınmış oldu.

Bu seneki PKK ile mücadele konusunda 390 tane operasyonumuz olduğundan bahsetmiştim. Mesela DEAŞ ile mücadele konusunda 597 operasyonumuz oldu. Biz bu arada boş durmadık. Yine operasyonlarımız devam etti. FETÖ ile mücadele konusunda 697 mücadelemiz oldu. Sol marjinal gruplarla da 211 tane operasyonumuz oldu. Yani hem siyasi yönü devam ediyor. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde Bakanlıklarımız yürütüyor. İçişleri Bakanlığı da bunun iç güvenlik boyutunda bu çalışmaları devam ediyor. Sürecin akamete uğramaması için çalışmalarını devam ettiriyor.

"Sokak çeteleri ile etkin bir şekilde mücadele edeceğiz"

Şimdi ben göreve başlayalı yaklaşık 1,5 ay oldu. 1,5 aydır İçişleri Bakanlığı görevini yürütüyorum. Göreve başladığımız dönemlerde 2026 yılını sokak çeteleri ile mücadele yılı ilan etmiştik. Bununla beraber başladık. Sadece sokak çeteleri ile değil, aynı zamanda uyuşturucuyla mücadele yılı da. Yani benden önce de zaten bu çalışmalar vardı. Bu mücadele devam ediyordu. Biraz daha çalışmalara yoğunluk kazandıracağız. Daha da sahayı baskılamaya devam edeceğiz, operasyonlarımızı arttıracağız. Biz istiyoruz ki yani sokaklarımızda herhangi bir şekilde sokak çeteleri istedikleri gibi at oynatamasınlar.

Yani bu konuda insanımızı huzursuz etmesinler. Sosyal medyaya çıkıp böyle eleman devşiriyorlar, ilan veriyorlar, insanımızı tedirgin ediyorlar. Bu noktada biz 2026 yılında sokak çeteleri ile etkin bir şekilde mücadele edeceğiz. Yani bunu mutlaka ilerleyen dönemlerde insanımız da görecek. Mesela geçtiğimiz hafta itibariyle 81 ilimizde toplamda 350 kişinin gözaltına alındığı büyük bir operasyon gerçekleştirdik. Kaçakçılık Ve Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığımız bunu yaptı. Bundan sonra da bu tür etkinliklerimiz devam edecek. Operasyonlarımız devam edecek. Sokak çetelerine, uyuşturucu baronlarına veya bunun ticaretini yapan kişilere sahada, alanda yer bırakmayacağız. Mesela bu sene yine yılbaşından bugüne kadar bu 3 aylık dönem içerisinde sokak çetelerine yönelik olarak toplamda 215 sokak çetesine 581 operasyon gerçekleştirdik.

Tabii önümüzdeki dönemde de bunların finans kaynaklarına, lojistik ağlarına, silahlı yapılanmalarına ve sosyal medya uzantılarına karşı da mücadeleyi daha da büyüterek devam edeceğiz. Gayemiz burada vatandaşımızın huzurunu, güvenliğini sağlamak. Biz İçişleri Bakanlığıyız. Vatandaşımızın huzurundan, güvenliğinden, birinci derece can ve mal güvenliğinden biz sorumluyuz. Dolayısıyla sokakta suçtan dolayı güç devşiren her tür çete, yapı, oluşum her neyse karşılarında İçişleri Bakanlığımızı, devletimizin kararlı gücünü bulacak, bulmaya devam edecek.

Uyuşturucuyla mücadele

Uyuşturucuyla mücadele ederken aynı zamanda kaçakçılık ve organize suçlarla da mücadele ediyoruz. Zaten onlar da bir organize yapı. Uyuşturucuyla mücadele dediğimiz zaman bu sadece bizim açımızdan asayiş meselesi değil. Yani bunu basite indirgememiz mümkün değil. Uyuşturucu birçok suçu besleyen ana bir damar, ana bir oluşum. Mesela terör örgütleri finansmanlarını buradan sağlıyorlar. Buradan elde ettikleri finansmanla büyüyorlar. Yani insanımızın, çocuklarımızın geleceğini, hayallerini karartıyorlar. Kendileri gelir temin ederken ailelerimizi felakete sürüklüyorlar. Dolayısıyla bunların finansal ağlarını da kesebilmek için organize suçlarla da etkin bir şekilde mücadele etmemiz gerekiyor.

Bu sene 2026 yılında 1 Ocak tarihinden 30 Mart tarihine kadar da uyuşturucu tacirlerine karşı, uyuşturucu baronlarına karşı bizim 13 bin 115 tane operasyonumuz oldu toplamda. Yani bu mücadeleyi de etkin bir şekilde yürütüyoruz. Sadece bunu yurt içinde de yürütmüyoruz. Yani uyuşturucuyla mücadele sadece bizim yurt içinde yürüttüğümüz bir mücadele değil. Yurt dışında da bunun mücadelesini yürütüyoruz. Mesela örnek vermemiz gerekirse, uyuşturucuyla bağlantısı olan ama yurt dışına kaçmış olan, yurt dışında kırmızı bültenle aramış olduğunuz kişileri de yurt dışında yakalayıp onları da adalete teslim ediyoruz. Yani yurt içinde, yurt dışında nereye giderse gitsin, bununla mücadelemiz dünyanın neresine kaçarsa kaçsın sonuna kadar devam edecek.

Bu şekilde 23 kişinin iadesini sağlamış olduk. Yani yurt dışına kaçıp da yurt dışında saklananlardan 23 kişinin kırmızı bültenle aranan kişiyi adalete teslim etmiş olduk. Onun için bu bizim kırmızı çizgimiz. Hem kaçakçılık ve organize suçlarla mücadele hem de uyuşturucuyla mücadele beka meselemiz olarak görüyoruz. Bununla mücadeleyi de sonuna kadar devam ettirmeyi planlıyoruz, düşünüyoruz. Kararlıyız bu konuda.

İrili ufaklı yani bu hap şeklinde sentetik ecza satanlar da olabilir veya büyük oranda yakaladığımız, ele geçirdiğimiz uyuşturucu maddeler de var. Ama biz bunun büyüğünü veya küçüğünü ayırt etmiyoruz. Hepsi topluma karşı yöneltilmiş bir tehdittir. Dolayısıyla bunun da tamamen kurutulması gerekiyor. Küçük, büyük ne kadar olursa olsun. O bizim için önemli değil.

Ben Çorum Valiliğim döneminde haftanın bir günü çarşamba günleri halk günleri gerçekleştiriyordum. Bir defasında bir annemiz geldi görüşmek için. Oğlu uyuşturucu müptelası olmuş. Yani çok çarpıcı bir örnek olduğu için burada dile getirmek istiyorum. Yani çocuğunun, oğlunun uyuşturucu bulamadığı zamanlarda, işte para bulamadığı zamanlarda kendisine yaptığı muameleyi gösterdi bana. Böyle kolunu sıyırdığında ben kolunun mosmor olduğunu gördüm. Yani demek ki bir evlat annesini bunu yapabiliyorsa yani geldiğimiz noktayı düşünün. Yani bir evladın annesine yapamayacağı muamele yok demek ki. Onun için bu bizim açımızdan önemli bir problem, önemli bir sorun kaynağı. Biz de bununla mücadelede son derece kararlıyız.

"Hedefimiz trafik kazalarına bağlı can kayıplarını yüzde 50 azaltmak"

Şimdi 2021 yılında Cumhurbaşkanımızın çıkardığı, imzaladığı bir genelge ile bir strateji belgesi hazırlandı. Karayolu Trafik Güvenliği Strateji Belgesi adı altında. Bu strateji belgesine göre bizim hedefimiz 2030 yılına kadar trafik kazalarına bağlı can kayıplarını ve ciddi yaralanmaları yüzde 50 oranında azaltmak. 2030 yılına kadar hedef bu. 2050 yılına kadar da sıfıra indirmek, sıfır can kaybı. Yani dolayısıyla bizim hedefimiz trafikteki hem ölümlü yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazalarını 2030 yılına kadar yarı yarıya azaltmak, 2050 yılında da bunu tamamen sıfırlamak. Bu ulaşılamaz bir hedef değil. Bununla ilgili biz hedeflerimize ulaşabileceğimizi düşünüyoruz.

Tabii şimdi şöyle de bir gerçek var. 2019 yılını baz alacak olursak o yıllardaki taşıt sayısıyla bugün taşıt sayısı da arttı. Yani bunların içerisinde motorlu taşıtlardan bahsediyorum. 2019’da toplam taşıt sayımız 23,4 milyondu. Bugün 34,5 milyona yükseldi. Bunların içerisinde mesela motosikletler var. Onların da sayısı neredeyse 7,2 milyona ulaştı. Yani büyük bir yekün teşkil ediyor.

Şimdi bizim son günlerde yapmış olduğumuz, yani bu yine trafik kazalarını azaltmaya yönelik olarak 27 Şubat tarihinde kanunlaşan bir düzenleme var, biliyorsunuz. Bu toplumda bazı hususlarda karşılık buldu. İnsanımız bunun haklı olduğunu, doğru olduğunu dile getirdi ama bazı noktalarda da tartışmalara sebebiyet verdi. Mesela insanımız kırmızı ışıkta geçenlere, işte araçtan inip de yol kesenlere veya işte yolda halay çekenlere, drift atanlara, cep telefonuyla araçta konuşanlara yönelik olarak verilen cezaları son derece haklı buluyor. Yani onlarda herhangi bir tartışma yok.

Ama bu plaka konusunda ve araç içerisindeki ses ve görüntü sistemleriyle ilgili toplumda son zamanlarda insanımızın biraz tepkileri var. Buradaki amaç şu. Yani bu Karayolları Güvenlik Strateji Belgesine göre hem ölümlü yaralanmalı trafik kazalarını azaltabilmek. Yani bizim maksadımız bu. Yani trafik cezalarından dolayı da insanımızın canını yakmak istemiyoruz. Yani bizim önceliğimiz zaten insanlara trafik cezası vermek, onların canını yakmak değil.

Yani toplumda kurallara uyan insanlar olduğu gibi, uymayan insanlar da var. Mesela son Ramazan Bayramı döneminde aldığımız trafik tedbirlerine sürücülerin yüzde 87,5’i uymuş. Sadece yüzde 12,5’ine trafik cezası uygulamışız. Ben trafik kurallarına büyük bir ekseriyetle uyan insanımıza huzurlarınızda teşekkür ediyorum. Yani bizim amacımız da bu zaten. Kurallara uyulmasını sağlamak, bundan dolayı da trafik kazalarını azaltmak. Biz de zaten istiyoruz ki kurallara uyulsun, biz de insanlara ceza yazmayalım. İnsanımızın, vatandaşımızın canını yakmayalım istiyoruz. Ama herkeste tabii aynı hassasiyet olmuyor. Bunu da teslim etmek gerekir.

Mesela bu 4 günlük Ramazan Bayramı tatilinde en son 4 günlük tatil 2023 yılındaydı. Geçen sene 9 günlük bir tatil vardı. Mesela ölümlü trafik kazaları yüzde 40 oranında düştü. Güzel bir şey değil mi? Yani biz yıllara göre bayram tatillerinde günlük ortalama can kayıplarını da takip ediyoruz. Onları da gözlemliyoruz. Bu Ramazan Bayramı'nda günlük ortalama can kaybı 7,75’ti. Bunu önemsiyoruz. Yani bizim de zaten hedefimiz bunları daha da küçük rakamlara düşürmek.

Bir can kaybı demek, yarım kalan bir hayat demek. Yani bir ailenin, işte çocuğu ölüyorsa, annesi babası ölüyorsa ömür boyu artık onun travmasını üzerinden atamıyor. Onun için biz trafikteki bir can kaybını bile önemsiyoruz. Yani nasıl ki uyuşturucuyla mücadele konusunda da verdiğimiz her bir kaybı nasıl önemsiyorsak, bundan dolayı toplum olarak acı çekiyorsak, trafikteki kayıplarımız da bizi o şekilde acıtıyor, yüreğimizi yaralıyor. Biz ne uyuşturucuda ne de trafik kazalarında, insanımızı hem uyuşturucuya hem de trafik kazalarına kurban vermek istemiyoruz.

Yani bizim hedefimiz insanların can ve mal güvenliğini korumak. Çünkü bizim İçişleri Bakanlığı olarak görevimiz bu. Yani bu kuralların da getiriliş amacı işte bunların önüne geçmek. Bunu sağlamak.

APP plaka

Şimdi ekranlarda bir standart plakayı görüyoruz. Mesela Şoförler Odası tarafından basılan standart bir plaka bu şekilde. Burada standart bir plakada olması gerekenler de ekranda gözüküyor. Mesela mühür olması gerekiyor, dalgalı şerit olması gerekiyor, yansıtıcı zemin, reflektör diyoruz, onun olması gerekiyor. 2024 yılındaki değişikliklerden sonra TR hologramı, karekod ve bayrak hologramı gibi bir plakada bulunması gereken özellikler var. Bu standart ve kurallara uygun bir plaka. Biliyorsunuz plaka basma yetkisi de Şoförler Odasına verilmiş.

Şimdi bazı plakalarda bu standart plakanın dışına çıkılıyor. Mesela bir görselde görüyorsunuz, Şoförler Odası kendisi bir ilan asmış. Orada “Özel kalıplı plaka basımı vardır” diyor. Siz Şoförler Odasına gidiyorsunuz plaka bastırmaya, size iki tane tercih sunuluyor. Birisi standart plaka, birisi de bunun dışına çıkılmış olup da biraz daha kalın harflerle veya sayılarla yazılmış bir plaka. Bu da Şoförler Odası tarafından basılıyor. Bu ikinci plaka türü de. Bir Şoförler Odası tarafından basılan bir üçüncü plaka daha var. Onu ekranda gösteremiyoruz ama bizim asıl sorunumuz olan plaka, APP plaka dediğimiz, şu ekranda görülen plaka.

Evet, sorun burada. Biz İçişleri Bakanlığı olarak Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı olarak Şoförler Odası tarafından basılan standart veya standart dışı plakaları kabul ediyoruz. Niye? Çünkü vatandaş Şoförler Odasına gitmiş, plaka almak için kendisine iki tane seçenek sunulmuş, o da onlardan birini tercih etmiş. Bu plakanın üzerinde bütün güvenlik unsurları, mühür yer alıyor. Vatandaş da tercihine göre birisi daha ucuz, diğeri biraz daha diğerine göre fiyatı yüksek, tercih etmiş. Biz bundan dolayı insanların, şoförlerin veya işte araç sahiplerinin cezalandırılmasını adil bulmuyoruz. Şoförler Odası kendisine bu şekilde bir imkan, tercih imkanı verdiğinden dolayı. Asıl işte problem olan plaka şu, değiştirilmesi gereken plaka şu.

Burada gördüğünüz gibi sayılar mesela farklı, yönetmelikte bu şekilde tarif edilmemiş ve şu plakada gördüğünüz gibi herhangi bir mühür de yok. Bunu mesela siz herhangi bir tabelacıda, reklam firmasında veya internetten sipariş vermek suretiyle de bastırabiliyorsunuz. Bunda herhangi mühür yok, karekod yok, güvenlik işaretleri yok, yazı karakterleri arasında herhangi bir açıklık yok. Bunun sakıncası ne? Bunun sakıncası şu; bu plakalar terör eylemlerinde kullanılabiliyor, uyuşturucu naklinde kullanılabiliyor, düzensiz göçmen hadiselerinde, kaçakçılığında kullanılabiliyor. Çünkü bu plakaları EDS’ler veya PTS’ler, plaka tanıma sistemleri okuyamıyor, tanımlayamıyor. Dolayısıyla bunların da suçta kullanıldığı tespit edildiği için kanun koyucu bunları belli bir yaptırıma, müeyyideye bağlamış. Bunun cezası 140 bin lira.

Biz kanun yürürlüğe girdi, 27 Şubat tarihinde. Bununla ilgili vatandaşımız mağdur olmasın diye çünkü bir anda Şoförler Odasına, noterlere, trafik şubelerine akın ettiler, mağdur olmasın diye 1 Nisan’a kadar süre vermiştik. Dediğim gibi diğer plakalarda herhangi bir sorun yok. Şoförler Odasından alınanlarda ama az önce gösterdiğim APP plaka dediğimiz herhangi bir güvenlik unsurunu taşımayan, mührü olmayan plakaların bugün itibariyle değiştirilmesi gerekiyordu. Dolayısıyla benim sürücülerimize, araç sahiplerine tavsiyem, bu şekilde APP plaka kullananların hemen plakalarını değiştirmeleri. Değiştirmeleri için de adımları şu şekilde; bunlar sahte plaka olduğu için kolluğa gidip kayıp plaka veri girişi yapmaları gerekiyor. Çünkü bu gerçek bir plaka değil.

Kayıp plaka veri girişi yapılıyor. Oradan notere gidiliyor, yeni plaka başvurusu yapılıyor. Oradan da Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonu’na bağlı odalara, Şoförler Odasına gidilmek suretiyle standart plaka basımı yapılıyor ve aracına takılıyor. Bu şekilde olduğu takdirde hem vatandaşımız memnun hem de biz bundan dolayı vatandaşımızın canını yakmamış olacağız. Onun için lütfen vatandaşlarımdan istirhamım APP plaka kullananlar plakaların değiştirsinler. Çünkü bu iyi niyetli bir kullanım değil.

Kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili bir husus. Bazen şunları da işittiğimiz olmuştur toplumda; mesela vatandaşımız hiç gitmediği bir şehirden adına trafik cezası plakasına trafik cezası yazılmıştır. Niye? Sizin plakanızı birisi kopyalıyor, ikiz plaka diyoruz ona. Aracına takıyor, gidiyor başka yerlerde trafik kurallarını da ihlal ediyor ve sizin adınıza hiç kabahatiniz, günahınız olmadığı halde sizin adınıza trafik cezası geliyor. Şimdi soruyorum; kimin başına böyle bir şey gelse memnun olur ki? Yani bir başkası sizin plakanızı kullanacak, siz de bundan dolayı trafik cezasıyla muhatap olacaksınız.

Ben Erzurum Valiliğim döneminde böyle bir hadise ile karşılaştım, yerel basına da yansımıştı. Erzurumlu bir vatandaş, hiç Artvin’e gitmediği halde aracına orada trafik cezası yazılmış. Hatta bundan dolayı da hanımıyla ilişkileri de bozulmuş. Yani “Senin Artvin’de ne işin vardı?” falan diye. Bu tamamen dediğim gibi kamu düzeniyle, güveniyle, aynı zamanda vatandaşlarımızın da böyle haksız hukuksuz muamelelere tabi olmamasıyla ilgili getirilen bir düzenleme.

Multimedya sistemleri

Toplumdaki huzursuzluk yaratan konulardan birisi de ses sistemleri ile ilgiliydi. Vatandaş genelde diğer trafik düzenlemelerini benimsedi, onların uygun olduğunu. Yani bu toplum vicdanında da bir karşılık buldu ama multimedya sistemlerinin veya çoklu ortamda deniyor. Bunlarla ilgili bir açıklama yapmak istiyorum. Bu da kafa karışıklığına sebebiyet veren konulardan birisi. Bununla ilgili kanun yönetmelikle bir düzenleme yapılacağını söylüyor. Burada da temel alınan, yani esas alınan husus şu: Görüntü sistemleri ile ilgili bir sürücünün görüş açısını etkilemeyecek. Bu ekran sistemleri, müzik sistemleri, ses ve görüntü sistemleri dediğimiz konu. İkincisi de sürücünün dikkatini dağıtmayacak.

Bu ikisinin gerçekleşmesi gerekiyor. Tabii yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiş kanunda. Şu anda yönetmelik çalışmalarımız devam ediyor. Nisan ayının sonuna kadar da yönetmeliği çıkaracağız, bu ekran sistemleriyle, ses ve görüntü sistemleriyle ilgili. Dolayısıyla yönetmelik çıkarıncaya kadar bu konuda vatandaşlarımıza rehberlik yapmaya devam edeceğiz. Yani herhangi bir şekilde ceza uygulamayacağız.

Bunu yönetmelikte hangi görüntü ve ses sistemlerinin yasaya aykırı olduğunu da açık, anlaşılır, net, objektif bir şekilde belirleyeceğiz ve ondan sonra muhtemelen mayıs ayı gibi yönetmeliğimizi de çıkarıp uygulamaya başlayacağız. Dediğim gibi, yönetmelik çıkıncaya kadar görüntü sistemleri ile ilgili rehberlik çalışmalarımız devam edecek. Yani bu konunun da önemli olduğundan dolayı bilinmesinde fayda var çünkü bir kafa karışıklığı vardı. Hangi ekranlar görüntüye yani bakış açısını engelliyor, hangileri engellemiyor?

Yani şimdi ben de görüyorum bazen araçlarda örneğin sonradan takılmış tabletler var. Oldukça büyük. Sürücü onunla maç izliyor, dizi izliyor. Sosyal medyadan mesela video indiriyor, onları seyrediyor. Yani bir yandan araç kullanıyor, bir yandan da onları izliyor. Yani böyle bir sürücünün dikkatinin dağılmaması mümkün mü? Zaten kazaların büyük bir çoğunluğu da bir anlık dikkatsizlikten dolayı olmuyor mu? Onun için kanun koyucu, yani bunun da önüne geçmek için bunları bir düzenleme gereği hissetmiş. Yani dolayısıyla bunlar da yönetmelikle düzenlenecek. Yine hedefimiz aynı: Can kayıplarını azaltmak. Yani bir tane bile olsa biz bir tane can kaybını bile azaltabilsek bu noktada kendimizi başarılı kabul edeceğiz. Yani bütün düzenlemelerimizin sebebi tamamen buna yönelik.

Sokak hayvanları

Şimdi geçen sene önceki bakanımızın döneminde sokak hayvanları ile ilgili süreç başladı. Yani belki mart, nisan aylarında bu süreç başladı. Şu anda 51 tane il özel idaresinin olduğu ilimiz var. Bunlar da zaten 51 ilimizde bu yüzde 100 bütün sahipsiz sokak hayvanları toplandı, barınaklara alındı veya doğal yaşam alanlarında bu hayvanlara bakılıyor. Bir de 30 tane büyükşehirimiz var. Onlarda süreç biraz daha sonra başladı. Yani ilk önce 51 ilimizde başladı, sonra büyükşehirlerde süreç başladı. Büyükşehirlerde de yüzde 64'ü toplanmış durumda.

Hepsi birlikte düşünüldüğünde sahipsiz sokak hayvanlarının yüzde 75'i şu anda toplanmış durumda. Yani her dört hayvandan üçü ya barınağa alındı veya doğal yaşam alanlarında bakılmaya devam ediyor. Bunun ne faydası oldu? Bunun da iki, sizin işaret ettiğiniz gibi iki boyutu var. Birincisi sokakların daha güvenli hale gelmesi, ikincisi de bu hayvanların sokağın insafından kurtarılması.

Şimdi düşünün, sokaktaki bir hayvan her zaman yiyecek bulabiliyor mu? Bulamıyor. Bazen böyle hayvan hastalandığında tedavi etme imkanı var mı? Ölebiliyor. Yani tedavi olabilecek belki. Onun için kanun koyucu bununla da ilgili işte bu hayvanları sokaktan toplayalım hem sokaklarımız daha güvenli hale gelsin hem de bunlara kapalı bir mekanda, ortamda belediyelerimiz baksın, bunların işte tedavilerini yapsın, beslemelerini yapsın, sahiplenmek isteyenler varsa bunları sahiplendirsin diye böyle bir düzenleme getirmiş.

Şu anda da süreç oldukça sağlıklı bir şekilde ilerliyor. Ben Erzurum Valiliğim döneminde bunun 6 Kasım tarihi itibariyle biz bütün sahipsiz sokak hayvanlarını topladık, barınaklara aldık. Hatta doğal yaşam alanlarında da bakmaya devam ediyoruz. Bence çok sağlıklı da bir ortam oluştu. Yani hayvanlar orada cinslerine göre gayet konforlu bir alanda hayvanlara bakılıyor. Onların işte tedavileri yapılıyor, aşıları yapılıyor, beslenmeleri sağlanıyor. Hayvanlar ne kadar da güzel, temiz, nezih ortamlarda barınabiliyorlar. Yani böylesi mi daha iyi, sokağın insafına bırakmak da mı iyi?

Bir de şöyle bir güzelliği daha oldu. Emine Erdoğan hanımefendinin başlattığı sıfır atık projesi vardı. 2017 yılında bu proje başladı. Mesela şimdi toplu yaşam alanlarından günde 50 ton atık malzeme, insani amaçlı atık malzeme alınıyor ve 28 ton hayvan mamasına dönüştürülüyor. Barınaktaki hayvanlara yem oluyor. Yani böylece hem o atıklar değerlendirilmiş oluyor hem de hayvanlara yiyecek sağlanmış oluyor. Yani sıfır atık açısından da faydalı bir şey oldu.

Bir şey daha söyleyeceğim bu konuyla ilgili. Ben niye bu konuya çok erken el attım? Geçen sene ben mart ayı itibarıyla 2025'in mart ayı itibarıyla Erzurum'da başladım. İl özel idarelerinin olduğu illerle beraber başladık. Az önce söylemiştim, büyükşehir olan yerler daha sonra sürece dahil oldular diye.

Şöyle bir olay yaşadım. Erzurum'dayken nisan ayı içerisindeydi muhtemelen. 9-10 yaşlarında bir çocuğun 5-6 tane sahipsiz sokak hayvanının saldırısına uğradığını işittim. Bana haber verdiler ve çocuğun da şehir hastanesinde tedavi gördüğünü, ameliyata alındığını ifade ettiler. Ben bunun üzerinde doğru şehir hastanesine gittim. Şehir hastanesine gittiğimde yakınlarına geçmiş olsun dileklerini ilettim. Bir de çocuğun durumunu göreyim diye doktorların bulunduğu alana girdim. Ben doktorların yanına girdiğimde çocuğa 60 tane dikiş atmışlardı. Kulağını dikiyorlardı o anda çocuğun. Çocuğun yüzü, gözü, kulağı, boynu, kafası tanınmayacak duruma gelmişti neredeyse.

Ben ayrıldım, ertesi gün başhekimimizi tekrar aradım. Yani çocuğun durumunun ne olduğunu sordum. Efendim dedi 100 tane dikiş attık. Şu anda da çocuk yoğun bakımda tutuluyor. Bir hafta yoğun bakımda tutacağız ki herhangi bir şekilde enfeksiyon kapmasın diye. Ben o çocuğun durumunu görünce durumun ne kadar vahim olduğunu daha iyi anlamış oldum. Şimdi soruyorum sizin kanalınızda; kim çocuğunun böyle sahipsiz sokak hayvanlarının saldırısına uğramasını, böyle kafasında, gözünde, başında, boynunda 100 tane dikişlik, yani neredeyse bir savaştan çıkmış gibi duruma düşmesini ister? Hiçbir anne baba böyle bir şeyi arzu eder mi?

Nitekim geçen sene de buna benzer Türkiye'de hadiseler yaşandı. Bu örnekten de yola çıkarak yani uygulamanın, bu kanuni düzenlemenin ben son derece yerinde olduğunu savunuyorum.

İnsanımızın güvenliği, kamu düzeni, sokaklarımızın daha güvenli, daha yaşanabilir hale gelmesi ve çocuklarımızın daha güvenli, daha huzurlu bir Türkiye'de yaşayabilmesi. Onların umutlarını, hayallerini kimsenin çalmasına izin vermeyeceğiz.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: