Ali Özdemir - Merkez Medya

Bakan Kurum: Deprem bölgesinde 2 yılda bir ülke büyüklüğünde yerleşim inşa ettik

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı ve COP31 Başkanı Murat Kurum, deprem bölgesinde inşa ettikleri 455 bin konuta ilişkin, "Nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü bakımından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi, 2 yılda altyapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri, topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik" dedi.

08 May 2026 - 15:02 YAYINLANMA
Bakan Kurum: Deprem bölgesinde 2 yılda bir ülke büyüklüğünde yerleşim inşa ettik

Bakan Kurum, Türkiye'nin Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) 31'inci Taraflar Konferansı (COP31) ev sahipliği kapsamında, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ile farklı ülkelerden gelen bakanlar ve uluslararası kuruluşların yöneticilerinin de katılımıyla bir otelde düzenlenen "Türkiye'nin COP31'e Giden Yolu: Dirençli Şehirler" panelinde, şehirlerin geleceği, dünyanın korunması ve çocukların istikbali için burada hep birlikte çok güçlü bir iradeyi ortaya koyduklarını söyledi.

Buluşmalarının başlığının iklim değişikliği, afet yönetimi ve kentsel dirençlilik olduğunu belirten Kurum, şöyle devam etti:

"Hemen yanı başımızda, daha geçen hafta Gaziantep'imizde tarihimizde görmediğimiz bir hortum yaşadık. Hatay'da ve bu coğrafyada 11 ilimizi etkileyen bir deprem yaşadık. Geçtiğimiz sene su kıtlığıyla şehirlerimiz karşı karşıya kaldı. Bu sene barajlarımız doldu, eğer şehre inerken gördüyseniz o fazla suyu barajlardan bırakmak durumunda kaldık. Maalesef iklim değişikliği şehirlerimizin risklerini büyütüyor, afet yönetimi, bu risklere karşı hazır kurumlar ve güçlü koordinasyon gerektiriyor. Kentsel dirençlilik ise bütün bu çabaları, insanı, ekonomiyi, şehri ve yaşam kalitesini birlikte güçlendiren, bir şehircilik vizyonuna dönüşüyor."

Kurum, COP31 başkanı olarak burada bulunmanın kendisi için ayrı bir anlamı olduğunu ifade etti.

İklim eylemini sahaya indirerek çözümü şehirlerde büyütmek için dirençli, sürdürülebilir ve insan merkezli şehirleri küresel gündemin ana başlıklarından biri yapmak istediklerini vurgulayan Kurum, "Kasımda inşallah Antalya'da ev sahipliği yapacağımız zirveyi yalnızca orada teknik müzakerelerin yürütüldüğü bir toplantı olarak görmedik, görmüyoruz. Aksine bu süreci, şehirlerin sorunlarına cevap veren, birebir insanımızla karşı karşıya olan yerel yönetimlerimizin gücünü görünür kılan, sözleri somut sonuçlara dönüştüren bir çözüm platformu olarak değerlendiriyoruz." diye konuştu.

Bakan Kurum, Hatay'daki programın, Türkiye'nin iklim ve şehircilik vizyonunun sahadaki en anlamlı duraklarından biri olduğunu dile getirdi.

Depremlerde 11 şehirde bir yıkımın gerçekleştiğini hatırlatan Kurum, "Bu şehirleri hep birlikte ayağa kaldırdık, dostlarımızın destekleriyle, insanımızla... 6 Şubat 2023'te Türkiye olarak tarihimizin en uzun gününü yaşadık. 14 milyon insanımız bu felaketten doğrudan etkilendi, bu geniş coğrafyada büyük bir yıkımla karşı karşıya kaldık. Burada oturan arkadaşlarımız kardeşlerini, eşlerini kaybettiler ama o acıyı unutup bu şehir için gece gündüz mücadele ettiler. Yaklaşık 850 bin yapı kullanılamaz hale geldi." dedi.

Bu acının herkesin hafızasına kazındığının altını çizen Kurum, ancak o en uzun gecede bile umutlarını asla kaybetmediklerini anlattı.

Kurum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ortaya koyduğu liderlikle 650 bin yardım görevlisiyle sahada olduklarını belirterek, bir taraftan enkaz kaldırma çalışmalarını yürütürken, bir taraftan da yeni hayatın resmini çizip, 200 bin mimar, mühendis ve işçiyle inşa çalışmalarına başladıklarını ifade etti.

"Hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık"

Fedakar insanların emeğinin karanlık anlarına ışık olduğuna dikkati çeken Kurum, devlet ve millet el ele vererek, asrın dayanışmasını, asrın inşa seferberliğine dönüştürdüğünü vurguladı.

Geldikleri noktada tüm şehirleri, tarihi kültürel yerleri de dahil olmak üzere topyekun ayağa kaldırdıklarının altını çizen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hızımızı saatte 23, günde 550 konuta ulaştırdık, yani şu toplantı bittiğinde deprem bölgesinde 23 konut bitecek. 27 Aralık 2025 itibarıyla o, 6 Şubat sabahı yaşadığımız acının yerine mutluluk geldi. 11 ilimizde 455 bin konut ve iş yerini tamamlayarak, büyük bir coşkuyla hak sahibi vatandaşlara Sayın Cumhurbaşkanı'mızın teşrifleriyle anahtarlarını teslim ettik. Size 455 bin konutu şöyle anlatayım, nüfus bakımından Litvanya, yüzölçümü bakımından Bulgaristan, İzlanda kadar bir ülkeyi, 2 yılda altyapısı, okulları, iş yerleri, parkları, ibadethaneleri, topyekun bir şehircilik anlayışıyla yeniden inşa ettik, inşa çalışmamızın her anında emin olun, çevremizi, oradaki bir ağacımızı, tescilli bir yapıyı koruyarak adım attık."

Enkaz atıklarını yeniden değerlendirmek için de devasa bir geri dönüşüm merkezi kurduklarını anımsatan Kurum, sadece üstyapıda değil, altyapıda da Türkiye'nin çevre uzunluğu kadar bir altyapı projesini şehirlere kazandırdıklarını dile getirdi.

"Kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız veriyoruz"

Kurum, yaptıkları 500 bine yakın evin tamamının iklime dirençli, sıfır atık uyumlu, enerji verimli olduğuna işaret ederek, şöyle konuştu:

"İnanın kolay değildi, bu işi yapabilmek öyle her babayiğidin harcı değil. Biz kapsamlı bir koordinasyon, büyük bir azim ve kararlılıkla çok şükür buralara geldik. Bunu yalnızca bir inşa başarısı olarak da görmüyoruz, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde yaraları sarma, güveni yeniden kurma ve umudu ayağa kaldırma iradesi olarak değerlendiriyoruz. Biliyoruz ki afet yönetimi, yalnızca afet sonrası mücadelede değil, riskleri görmek, yapı stokunu güçlendirmek, yerel yönetimleri desteklemek ve şehirleri dirençli bir biçimde kurtarmaktır. Çünkü afet öncesi harcayacağınız 1 lira, afet sonrası harcayacağınız en az 10 liraya bedel. Biz de bu anlayışla, burada edindiğimiz tecrübeyi ülkemizde riskli yapı dönüşümüyle yeniden bir evreye geçerek, kentsel dönüşüm çalışmalarımıza hız veriyoruz. Hem kentsel dönüşüm hem de çok uygun koşullarla sunduğumuz sosyal konutlarla afetlere dirençli hale getireceğiz. Türkiye 2 yılda deprem bölgesinde 500 bin deprem konutu yapmış, ardından da vatandaşına dirençli şehirler adına, deprem riskini ortadan kaldırma adına yeni 500 bin sosyal konutu milletine müjdelemiştir."

Bakan Kurum, bir şehrin depreme karşı güvenli, iklim risklerine karşı uyumlu, enerji verimli ve altyapısıyla güçlü olması ve insanlarına güven, aidiyet ve yaşam kalitesi sunması gerektiğini söyledi.

Bugün dünya şehirlerinin kentsel ısı adası etkisi, artan enerji talebi, hava kirliliği, su güvenliği ve altyapı baskısıyla karşı karşıya olduğunu vurgulayan Kurum, şu ifadeleri kullandı:

"Tabii bunun dışında yaşadığımız coğrafyadaki maalesef savaşlar... İşte hemen yanı başımızda, burada Suriyeli dostum, kardeşim, oradaki büyük yıkım. Filistin'deki büyük dram, Rusya-Ukrayna'daki savaş sonrası şehirlerin durumu, İran'daki keza aynı şekildeki yıkım, bir de bugün tüm dünyanın maalesef böyle bir durumla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. İnsanlar güvenli binaların yanında temiz hava, güvenilir su, etkin atık yönetimi ve uygun maliyetli enerji istiyor. Bugün tüm dünya enerji kriziyle karşı karşıya, neden, çünkü hiçbir ülke kendi kendine yetemiyor. Bu taleplere ancak iklime dirençli kentler inşa ederek cevap verebiliriz. Her kentin kendi kendine yetmesiyle, enerji özgürlüğüyle, enerji çeşitliliğiyle cevap verebiliriz."

"Şehirlerimiz aynı zamanda iklim eyleminin ana mekanlarıdır"

Kurum, bugün küresel enerji tüketiminin yaklaşık dörtte üçünün şehirlerde gerçekleştiğini, sera gazı emisyonlarının yaklaşık yüzde 70'inin de yine şehirlerden kaynaklandığını belirterek, "Bu tablo bize şunu söylüyor, şehirlerimiz yalnızca büyüyen yerleşim alanları değil, aynı zamanda da iklim eyleminin ana mekanlarıdır. Biz, depremden etkilenen 11 ilimizde tam bu anlayışla hareket ettik. Tarihin en büyük kentsel yeniden inşa sürecini, yeni bir yol haritasına çevirdik. Bu yol verimlilik, çevre dostu yapılar, sıfır atık, akıllı sistem yönetimi ve sürdürülebilir yerleşim ilkeleri üzerine kuruldu. Deprem sonrası yarım milyon konutu neredeyse sıfır enerjili bina konseptine göre tasarladık ve enerji tüketimini yüzde 39, buradaki sera gazı emisyonunu da yüzde 38 azaltmış olduk." şeklindeki ifadelere yer verdi.

Bu yaklaşımın yalnızca deprem bölgesinde değil, 81 ilin tamamında benimsedikleri bir durum olduğunu vurgulayan Kurum, tüm bu adımları 2053 net sıfır emisyon hedefi ve yeşil kalkınma vizyonu çerçevesinde uyum içinde atmaya gayret ettiklerini bildirdi.

"Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız"

Bakan Kurum, COP31'de de dayanıklı şehirlerin desteklenmesini, uluslararası iklim gündeminin temel önceliklerinden biri haline getirmeyi hedeflediklerini dile getirdi.

Kimsenin geride bırakılmadığı anlayışı COP31'de ortaya koyacaklarını kaydeden Kurum, "Küresel çapta, hep birlikte binaların emisyonlarını azaltmalıyız, yeşil bina sertifikasyonlarını hep birlikte güçlendirmeliyiz. Dirençli şehirler için yeni finansman mekanizmalarını geliştirmeliyiz. Dirençli altyapı ve bina standartlarını küresel ölçekte yaygınlaştırmalıyız. Bu başlıklar yalnızca Türkiye'nin öncelikleri değildir, şehirlerin, insanımızın ortak ihtiyacıdır. İnsanlığın ortak geleceğine karşı hepimizin sorumluluğudur. Ben, bu programın sonunda hazırlanacak Hatay deklarasyonuna dünya şehirleri için, tüm insanlık için, güçlü referans olacak kararların alınacağına yürekten inanıyorum." değerlendirmesinde bulundu.

Kurum, bugün ihtiyaç duyulan ruhun iklim değişikliğine karşı birlik, afet risklerine karşı dayanışma, dirençli şehirler için ortak irade olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin bu alandaki tecrübesini, birikimini küresel ölçekte, tüm insanlık alemiyle paylaşmak istediklerini söyledi.

BM İnsan Yerleşimleri Programı (UN-HABITAT) İcra Direktörü Anaclaudia Rossbach de Türkiye'nin, dünya için dirençlilik modeli ifade ettiğini, sadece 3 yılda 455 binden fazla dirençli konutun, daha öncesinde hiç görülmemiş özel ve kamu seferberliğiyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile TOKİ liderliğinde ortaya çıkarıldığını belirtti.

Türkiye'nin sıfır atık başarısına da değinen Rossbach, şunları kaydetti:

"Türkiye'nin kentsel dirençlilik alanındaki liderliği aynı zamanda sıfır atık konusundaki küresel liderliğiyle de yakından bağlantılıdır. Bu dönüşümcü gündem, dirençli liderlerin ve şehirlerin yalnızca daha güçlü altyapılarda değil, aynı zamanda daha sürdürülebilir üretim, tüketim ve kaynak yönetimi modelleriyle de inşa edildiğini göstermektedir. Burada Birleşmiş Milletler Habitat, Türkiye ile işbirliği yapmaktan dolayı çok mutlu. COP31'e yönelik eylem gündemi ve yaklaşan ikinci Sıfır Atık Forumu'nun hazırlıkları da dahil olmak üzere Türkiye ile işbirliğini gerçekleştirmekten dolayı gurur duyuyoruz."

Panel, daha sonra basına kapalı devam etti.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: