Ali Özdemir - Merkez Medya

Memiş: Şehadet, iman iddiasının ispatıdır

Kızıltepe Peygamber Sevdalıları Temsilciliği tarafından düzenlenen “Şubat Ayı Şehadet Ayı” programında konuşan Molla Fasih Memiş, “Şehadet, iman ettiği davaya ve değerlere kanıyla şahitlik etmektir. Kısacası şehadet, iman iddiasının ispatıdır.” dedi.

16 Şub 2026 - 00:50 YAYINLANMA

Mardin’in Kızıltepe ilçesinde Kızıltepe Peygamber Sevdalıları Temsilciliği tarafından düzenlenen “Şehadet Ayı” programı, Özcan Yıldız Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan programda, şehitlerlerin hayatıyla ilgili sinevizyon gösterimi sunuldu.

Açılış konuşmasını Yusuf Oktay’ın yaptığı etkinlikte, Özlem Ajans ilahi ses sanatçıları sahne alarak ilahi ve ezgiler seslendirdi.

Oktay, açılış konuşmasında şu ifadelere yer verdi: "Eğer bugün burada bu programı icra edebiliyordak, bu şehitlerimizin dökülen her damla kanları sayesindedir. Geçmişte İskilipli Atıf Hoca’nın, Malkom X’in, Şah Said’in, Şah Zeki’nin ve diğer aziz şehidlerimizin fedakarlığı ve Allah için döktükleri kanlarının bereketi sayesinde de burada toplanabiliyoruz! Unutmayalım! Bizler, yerin altını azizlerimizin mübarek naaşları ile doldurmadıkça, Allah bizlere yeryüzünün hakimiyetini nasip etmeyecektir. Allah’ım sen şahitsin ki! Ümmet olarak toprağın altını şehitlerin mübarek bedenleriyle doldurduk! Şahitsin ki! Sadece Şubat ayında değil, yılın her ayında, her haftasında hatta her gününde toprağa düşen fidanlarımız olmuştur. Sen bize toprağın üstünün hakimiyetini nasip et ki Müslüman olarak yüklenmiş olduğun HALİFELİK vazifesini hakkıyla yapabilelim...”

Programa, konuşmacı olarak katılan Mardin Peygamber Sevdalıları Başkanı ve İTTİHADUL ULEMA Üyesi Molla Fasih Memiş, şehit ve şehadet kavramları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.

Tarih boyunca Allah’ın dini uğruna hakikati haykırmak ve zalimin karşısında susmamak için nice peygamberler, nice alimler, nice dava erlerinin can verdiğini belirten Memiş, “Kur’an-ı Kerim’de, ‘Allah yolunda öldürülenlere ölüler sanma bilakis onlar diridirler rablerinin katında Allah’ın kendilerine verdiği nimetlerle sevinerek rızıklandırılmaktadırlar’ buyurulmaktadır. ‘Ve arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiçbir korku olmayacağını ve üzülmeyeceklerini sevinerek müjdelerler’. Tarih boyunca Allah'ın dini uğruna hakikati haykırmak ve zalimin karşısında susmamak için nice peygamberler, nice alimler, nice mütefekkirler, nice dava erleri can verdiler. Onlar aslında ölümü seçmediler ya neyi seçtiler? Huzursuz yaşamayı reddettiler onlar. İşte biz buna şehadet diyoruz. Şehadet o kadar yüce bir makamdır ki Allah katından Allah’u Teala kulları arasından peygamberlik için seçtiği peygamberlerinin makamlarından sonra en önemli bir makamdır ve rütbendir şehadet.” şeklinde konuştu.

“Son bir asırdır İslam dinininde en çok istismar edilen, içi boşaltılan kavram şehit ve şehadet kavramlarıdır”

Memiş, son yıllarda şehadet kavramının çok fazla istismar edildiğine vurgu yaparak, “Maalesef son bir asırdır İslam dininin birçok kelimesi, birçok kavramı yaralandı, içi boşaltıldı, istismar edildi. Belki de en çok istismar edilen, en çok içi boşaltılan kavramlardan bir tanesi de şehit ve şehadet kavramıdır. Ve görüyoruz ki dünya görüşü yaşantısı İslam'la taban tabana zıt olan insanlar bile kendi mücadeleleri uğruna öldükleri zaman onlara da şehit deniliyor. İşte özgürlük şehidi, demokrasi şehidi yok, şu şehidi yok, bu şehidi... Şehitlik, Allah-u Teala'nın verdiği manevi bir rütbedir yani maddi değildir, fiziki değildir. Dolayısıyla bunu Allah-u Teala kıyamette şehit olmuş olan kullarını takdim edecektir. Ve bu hususu Peygamber Efendimiz Aleyhisselam bir hadis-i şeriflerinde ‘Kişi vardır ki cephede savaşır fakat kimi ganimet elde etmek için, kimi adı anılsın diye namı kahramanlıkla ön plana çıksın diye savaşır, kimi de kavmiyetçiliğine olan bağlantısından dolayı ırkçılık, taassubundan dolayı savaşır. Bunlardan hangisi Allah yolunda sayılır?’ Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem bu söylenen üç durumla ilgili bir yorum yapmıyor ama şu cevabı veriyor: ‘Kim ki Allah'ın kelamı bütün kelamların üzerinde olsun diye, kim ki Allah'ın dini bütün düzenlerin üzerinde hakim olsun diye savaşırsa işte o Allah yolundadır’ buyuruyor. Dolayısıyla şehadet deyince şehadet ne pahasına olursa olsun ölmek demek değildir. Ya peki nedir şehadet? Şehadet yaşarken de, ölürken de Allah'ın huzurunda doğru şahitlik yapabilmektir. Çünkü şehit, sadece ölen değil, Allah adına doğru şahitlik eden kimsedir. Şehadet bir ölüm biçimi değil, bir hayat duruşudur. Şehadet yüce İslam ve ilayi kelimetullah evrenine Allah'ın rızasını kazanmak için candan, canından ve masivadan vazgeçmektir.” ifadelerini akardı.

“Şehadet, iman iddiasının ispatıdır”

Şehadetin, iman ettiği davaya ve değerlere kanıyla şahitlik etmek olduğunu aktaran Memiş, “Kur'an bize şehadeti önce hayatta öğretir: Adalette şehit olun der, doğrulukta şahit olun der, hakkı söylememekten korkmamayı öğretir bize. Şehadet bir yenilgi değil, şehadet bir kendisini feda ederek etrafı aydınlatmaktır. Şehadet hakikatın bedelini ödemeyi göze almaktır. Şehadet ölümün en güzeliyle Allah'ın huzuruna çıkmaktır. Şehadet, Allah'ın verdiği emaneti en güzel bir şekilde, yine Allah'ın razı ve hoşnut olduğu bir şekilde teslim etmektir. Şehadet, iman ettiği davaya ve değerlere kanıyla şahitlik etmektir. Kısacası şehadet, iman iddiasının ispatıdır.” dedi.

“İmanımıza kanımızla şahitlik ettiğimiz zaman bize şehitlik rütbesi verilir”

Memiş, “Şahitlik ediyorum ki Allah'tan başka ilah yoktur. Yani Allah'tan başka sığınacağım, Allah'tan başka güveneceğim, Allah'tan başka korkacağım, Allah'tan başka seveceğim, Allah'tan başka kanun ve nizamlarını hayatımda tatbik edeceğim. Hiçbir güç, hiçbir otorite yoktur illallah, Allah'tan başka. Biz buna şahitlik ediyoruz değil mi? İşte dünya hayatında ömrümüzün sonuna kadar biz bu sözümüzü kesilmeyen yerine getirecek miyiz, getirmeyecek miyiz? Bunu da bilmekteyiz. Eğer bütün engelleri aşarak, bütün zorbalara karşı durarak, bütün haksızlıklara karşı durarak hep ‘Le ilahe illallah, Muhammed'ün Resulullah’ kelimesini, öğütlerini, gereklerini hayatımızda tatbik edersek ve bu uğurda canımızı verirsek, işte biz imanımıza kanımızla şahitlik ettiğimiz zaman bize şehitlik rütbesi verilir.” ifadelerini kullandı.

“Bugün hala dünyada milyonlar şehitlerin uyanmış çağrısıyla nefes alıyor”

Tarihte Şubat ayında şehit edilenler hakkında konuşan Memiş, şu ifadeleri aktardı: “Bugün ümmet olarak, Şubat ayını ‘Şehadet ayı’ olarak anıyorsak, bu sadece geçmişi hatırlamak için değil, bugün nerede durduğumuzu sorgulamak içindir. Tarihte İskilip Atıf Hoca diye bir hocamız var, şehit hoca. O bir alimdi, kalemi vardı, imanı verdi ama onu zulme boyun eğmedi. Bunun için de bedel ödedi. Darağacına gelirken yakar, sükunet ve teslimiyetle ‘Zalimlerle mahşerde hesaplaşacağız’ diyerek arkasında bize bir miras bıraktı. İnancından dönmedi, özür dilemedi, geri adım atmadı ve bize şu hakikati bıraktı: ‘Bir adamı saltanatın yanında değil, güç ve iktidarın yanında değil, hakikatin yanında durur.’ Mesajını verdi ve yine şu gerçeği bize söyledi: ‘Hak yalnız kalabilir ama asla yenilmez.’ Yine Şubat şehitlerimizden Şehit Hasan el Benna, Mısır'da Müslüman Kardeşler Teşkilatını tesis eden kurucu başkanlardan; hem imam, hem mücahit hem mürşit, o bir fikir adamıydı. İslam'ı hayattan koparan anlayışa karşı ayağa kalktı, bunun için onu susturmak istediler. Ve yine davet ve tebliğ çalışmaları esnasında bir konferanstan çıktıktan sonra silahlı saldırıya uğradı. Yaralı bedenini hastaneye kaldırdılar fakat onu ortadan kaldırmaya çalışan el, hastanedeki sağlık çalışanlarına da baskı yaparak, tedavisine müdahale ettiler ve İmam Hasan el Benna’yı şehit ettiler. İnsanların onun cenazesini defnetmesine izin vermediler, ailesinden birkaç kişi ve birkaç resmi devlet görevlisi onu gizlice defnettiler. Evet onlar fikir adamı olan Hasan el Benna’yı şehit ettiler, ortadan kaldırdılar ama onun fikrini öldüremediler, onun fikrini ortadan kaldıramadılar. Bugün hala dünyada milyonlar onun uyanmış çağrısıyla nefes alıyor. Zulüm, ehli ve müstekbirler sadece fikir adamlarını değil, belki Şeyh Es'ad Erbili gibi zahit alim, zikirle, ilimle, ahlakla insan yetiştiren bir alimimize hem de pirifani olarak yaşlı haliyle şehit ettiler.”

Program, İslam Karaca’nın yaptığı duayla nihayete erdi.

Kaynak :
İLKHA

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: