Ali Özdemir - Merkez Medya

Milli İstihbarat Akademisi, 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda yer aldı

Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Almanya'da düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda bir panelle yer aldı.

14 Şub 2026 - 21:42 YAYINLANMA
Milli İstihbarat Akademisi, 62. Münih Güvenlik Konferansı'nda yer aldı

Milli İstihbarat Akademisinden yapılan yazılı açıklamaya göre, MİA, Almanya’nın Münih kentinde, 1963'ten bu yana düzenlenen 62. Münih Güvenlik Konferansı’nda bu sene bir panelle yer aldı.

"Yıkım Sürecindeki Küresel Düzen" tartışmalarının ana tema olduğu konferansta, MİA tarafından, "Değişen Dünya Düzeninde Avrupa-Akdeniz İşbirliğini ve Avrupa Güvenliğini Yeniden Düşünmek" başlığı ile gerçekleştirilen panele, NATO ve Avrupa Birliği (AB) temsilcilerinin yanı sıra bölge ile ilgili çalışmalar yürütmekte olan önemli diplomat, uzmanlar ve iş insanları da katıldı.

Panelde, Avrupa güvenliği açısından Akdeniz güvenliğinin artan önemi tartışılırken, Akdeniz güvenliğini Avrupa güvenliğinin yeniden merkezine taşımanın gerekliliği, bu doğrultuda atılması gereken adımlar ve söz konusu adımların önündeki engeller ele alındı.

Değişen dünya düzeninde ortaya çıkan yeni tehditlerin güvenlik algısında zorunlu kıldığı değişimler çerçevesinde, Avrupa güvenliğinin üçe bölündüğü tespitinin yapıldığı panelde, kuzey, güney ve doğu hatlarında beliren farklı öncelikler bağlamında NATO ve AB bünyesindeki müttefik ve partnerlerin bölgedeki rolleri ile Türkiye’nin stratejik pozisyonu ve rolü, güvenlik ve istihbarat perspektifinden konuşuldu.

MİA Başkanı Köse, Türkiye'nin çok taraflı çözüm çabalarına katkılarına değindi

MİA Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, burada yaptığı konuşmada, NATO ve Avrupalı aktörlerin koordinasyon sorunları ve bu sorunların Avrupa güvenliğinde oluşturduğu boşluklara değindi.

Köse, yeni dünya düzeninde Akdeniz coğrafyasının ikinci plandaki bir sütun gibi algılandığını ve pratik düzlemde ihmal edilen Akdeniz güvenliğinin bugün daha merkezi ve birinci derecede bir yaklaşımla ele alınmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Daha önceki Akdeniz güvenliği girişimlerinin ise kapsayıcılık ve esneklik eksikliği ile paydaşlar arasındaki gerilimler ve kurumsal aksaklıklar nedeniyle istenen seviyeye ulaşmadığını belirten Köse, bunun terörizmle mücadele, enerji güvenliği, düzensiz göç, hibrit tehditler ve deniz güvenliği açısından çeşitli sorunlara yol açtığını aktardı.

Köse, Türkiye’nin son 20 yıllık süre içerisinde terörizm, düzensiz göç, enerji güvenliğinde meydana gelen belirsizlikler ve insani krizlerin önlenmesi konusunda inkar edilemeyecek katkılarda bulunarak Avrupa güvenliği ve direncine kayda değer katkılar yaptığını söylerken, buna rağmen karar mekanizmalarına hak ettiği şekilde dahil edilmediğini hatırlattı.

Son yıllarda Türkiye’nin etkili istihbarat diplomasisi ile bölgesel krizlerin tırmanmasının önüne geçtiğini dile getiren Köse, Türkiye'nin çok taraflı çözüm çabalarına katkı sağladığını, insani krizlerin hafifletilmesi ve rehine takası ve kritik ortamlarda iletişim sağladığını dile getirdi.

Türkiye’nin Avrupa savunma mekanizmaları içinde yer almasının önem taşıdığı vurgusu

MİA Dr. Öğretim Üyesi Merve Önenli Güven ise bölgesel iş birliklerinin istihbarat paylaşımı doğrultusunda olası risklerin tehdide dönüşmeden bertaraf edilmesi gerektiğini söyledi.

Hibrit tehditlerle mücadelede ortak tehdit algısının oluşması gerektiğini vurgulayan Güven, ortak güvenlik perspektifiyle desteklenecek bölgesel iş birliklerinin partnerler ve müttefikler açısından önemini somut örneklerle ortaya koydu.

Güven, hibrit tehditlerle mücadelede ortak güvenlik anlayışı temelinde stratejik istihbaratın önemli araçlarından olan stratejik öngörünün nasıl tesis edilebileceğine dair bir model önerisi sundu.

Beykoz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Bonn Üniversitesi İleri Güvenlik, Strateji ve Entegrasyon Çalışmaları Merkezi (CASSIS) Kıdemli Uzmanı Prof. Dr. Aylin Ünver Noi, Avrupa-Akdeniz bölgesinde NATO ve AB’nin geçmişte bölgeye yönelik inisiyatifleri ile günümüzde bölgesel iş birliğini güçlendirmeyi amaçlayan NATO Güney Komşuluğu gibi yeni girişimleri karşılaştırdı.

Akdeniz havzasında günümüzde karşılaşılan sınama ve zorlukların, artan jeopolitik rekabet nedeniyle daha karmaşık hale geldiğinin altını çizen Aylin Ünver Noi, NATO’nun askeri açıdan en etkin ordularından birine sahip olan Türkiye’nin hem Akdeniz hem de Avrupa güvenliğine katkısının sürdüğünü belirtti.

Noi, değişen NATO-AB iş birliği sürecinde, AB içinde inşa edilen güvenlik mimarisi kapsamında, AB üyesi olmayan bir NATO üyesi olarak Türkiye’nin Avrupa savunma mekanizmaları içinde yer almasının önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak :
trthaber.com

YORUMLAR

Maksimum karakter sayısına ulaştınız.

Kalan karakter: